“Dershanelerin kapatacağız” diyen Başbakan R.T.Erdoğan’a inat Milli Eğitim Bakanı H.Çelik okulları kapatmaya niyetli görünüyor sanki…
ÖSS’ye hazırlık amacıyla okulların yolunu unutan öğrencilere yönelik bir genelge yayınlayan Milli Eğitim Bakanı, genelgesinde “Ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören son sınıf öğrencilerinin, yıl boyu yoğun bir çalışma temposu göstererek ÖSS'ye hazırlandıkları göz önünde bulundurularak, sınav streslerinin azaltılması, derslere motivasyonlarının sağlanması ve sınavlara psikolojik olarak daha rahat girmeleri amacıyla bu yıla mahsus olmak üzere……………öğrenci velisinin okul müdürlüğüne yazılı olarak başvurması halinde beyan edeceği sürenin de özürlü devamsızlıktan sayılması, öğrenci ve velilerine moral kazandıracaktır.” dedi. Böylece veliler ve öğrenciler rahat bir nefes aldı. Velilerin talep etmesi halinde öğrencilerin 25 güne kadar izinli sayılmasının önünü açıldı.
Öğrenciler çeşitli gerekçeler öne sürerek sözüm ona ÖSS’ye daha iyi hazırlanabilmek adına, daha hayata atılmalarının başlangıcında “hastalanarak” rapor alma yoluna gidiyorlardı. Milli Eğitim Bakanının bu uygulaması en azından öğrencileri ve velileri, hastane kapılarında “hastalıklarını” raporla belgelemek için yalan yanlış beyanlarla rapor arama yoluna itmediği, yine doktorlarımızı da töhmet altına sokmaktan alıkoyduğu için yerinde bir karar olmuştur diye düşünüyorum.
Liselerin son sınıfları özellikle son aylarda fiilen eğitim öğretim yapamaz hale geldiği için yıllardır söylediğiz bir şey vardı: “ Velilerin talebiyle öğrenciler izinli sayılsın.”Bugün yapılan budur. Geç de olsa bu konuda Milli Eğitim Bakanı H.Çelik bizimle aynı fikre geldiği için bizde kendisine veliler ve öğrenciler adına “teşekkür” ediyoruz. Hayırlı olsun.
Aslında eğitimde dershane sektörü başlı başına bir konudur. Bugüne kadar üzerinde çok şey yazılıp söylendi, söyleniyor ve de söylenecek… Öyle ki Başbakanın dahi üzerinde radikal değişiklikler yapamayacağı büyük bir mesele haline gelmiş dershaneler konusu. Neden yapamaz? Çünkü sorun her geçen gün daha da büyümekte….Buradan nemalanan kişi sayısı da o oranda artmaktadır.
Dershane sahiplerinin konuya arz talep meselesi olarak yaklaştıkları kesindir. Hatta milli eğitimdeki olumsuzluklardan belki de memnun olmaktadırlar? Çünkü konuya arz talep meselesi olarak bakıldığında eğitimdeki her olumsuz durum dershane sektörünün daha da büyümesi anlamına gelmektedir.
Dershaneler için söylenecek çok söz var. Hepsini buraya sığdırmamız mümkün değil. Şimdilik sadece bir yönüne değinerek konuya dikkat çekmek istiyorum.
Buradan sayın başbakana, milli eğitim bakanına ve bütün milli eğitim yetkilerine sesleniyorum: İlköğretimin 4.sınıfından itibaren –şimdilerde nerdeyse anasınıfına indi dershane yaşı-dershanelere giden çocuklarımızla görüşemez olduk. Onlarla haftanın bir günü birlikte olup eş, dost, akraba ziyareti yapamıyor, tabiata çıkıp beraberce dolaşamıyoruz. Adeta aile bütünlüğümüz bozuldu. Pazar günleri hemen hemen bütün işyerleri tatil iken dershaneler eğitim öğretimlerine devam ediyorlar. Dershanelerde çalışan öğretmenler de başka kurumlarda çalışan eşleriyle aynı anda tatil yapamaz oldular.Aile içi iletişim bazı ailelerde nerdeyse yok denecek kadar az.
Anayasamızın kırkbirinci maddesinde “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ……….. için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar.” demektedir. Anayasamızın teminat altına aldığı aile bütünlüğümüzü koruyamaz olduk. Konu her bakımdan acilen çözüme kavuşturulmalıdır.
Kısacası çocuklarımızın şiddetten uzak tutarak onları aile ortamını en iyi şekilde yaşatmalıyız. Ailesiyle birlikte büyümeyen çocuk farklı ortamlarda yetişmekte ve çevresiyle iletişim sorunları yaşamaktadır.
O halde çözüm nedir?
Çözüm:DERSHANELER PAZAR GÜNLERİ KAPATILMALIDIR.
Gerisi kendiliğinden gelir.