Untitled Document
 
8 Eylül 2010 Çarsamba Anasayfam Yap | Favorilere Ekle | İletişim  
Untitled Document
Untitled Document
Ana Sayfa
Bursa'dan Haberler
Siyaset
Ekonomi
Politika
Dünya
Günün İçinden
Manset
Ozel Haber
Yazarlar
Arşiv
Kunye
Untitled Document
Didem YAĞLIKÇIOĞLU ÇELİK
   
Çilekle gelen pudra şekeri!

Kiminle konuşsam, gazeteye haftada dört gün yazdığımı söylediğimde, yazacak bu kadar çok şeyi nereden buluyorsun diyorlar. Bence bu ülkede biraz radarı açık olan, muhalefet ve mizah çok kolay yapabilir. Politikada da bir o kadar malzeme veren konu olmasına rağmen, televizyon, yaşanılan sosyal ortamlarda ki yaşanılanlar çok zengin. Esasında ben konu bulmakta zorlanmıyorum ama kimin canını ne kadar az acıtsam diyorum. Çünkü duyarlı olup sadece gerçekleri apaçık yazıp, insana verilen saygıyı buradan değerlendirsek, bana herhalde çamaşır ve sigarayla ziyaretime gelirsiniz.
***
Bir de öyle bir sıkıntı var ki, gazetede yazdığımı bilen herkesin bir talebi oluyor benden. Canı acımış olup, bir devlet dairesinde saçma sapan problem yaşamış, bir haksızlığa düşmüş kısacası insana saygı olmayan ortamlar bana anlatıldıkça, aslında kendimi de yazıp, deşifre etmemek için çok zor tutuyorum. Bu kadarı olmaz, olamaz dediğim çok anormal hikâyeler yaşanıyor bu memlekette. Bununla birlikte, süper komik tam “Canım Türkiye’m” olayları da, yanına çilekle gelen pudra şekeri oluveriyor. Acınası halimize elimizde olmadan gülüyoruz. Bunlar bana en güzel malzemeyi veren ve yazmaktan en çok keyif aldıklarım.
***
Havaların güzelliği ile evlere girmek istemeyen biz, geçen akşam dağ yoluna mangala çıkalım dedik. Yerin ismini veremem çünkü hem ilk defa gittiğim bir yerdi hem de kıyamam çok iyi niyetli ama bir o kadar beceriksiz hizmet. Neyse gittiğimiz gibi biri geldi, emekli havası olan, 60’larında ki bu bey direk lafa bize söz hakkı vermeden “Ben size suyunuzla, ekmeğinizi getireyim, garson siparişlerinizi alacak efendim” dedi. Ay onun efendim demesi, o yaşta belli ki garson bile olamaması ve komilikte kalması bizi yürekten burdu ve ister istemez bizde o arkasını döner giderken tüm Emrah bakışımızı edinip, “Zahmet olacak size” dedik. Gerçekten de bir süre sonra dediğini yaptı suyumuzu ve ekmeğimizi getirdi. Başka da gelen giden uzunca bir süre olmadı. İşin garibi başka hizmet eden birileri de yoktu. Biz de günün hızından, olayın üzerine düşmedik ve sadece aramızda gün içinde neler yaptığımızı konuşuyorduk. Bir anda yanımda o aynı kibar bey, dev bir tepsi ile belirdi ve içinde küçük tabaklarda salata ve benzeri zeytinyağlılar olup, siparişimizi oradan verdik. Benim bildiğim bu sistemde tepsiden seçtikten sonra, içeriden tazesinin masaya konmasıyken hadi dedik dağ yolu olur, burası spor bir mekân tepsiden alıp masamıza bir iki bir şey koyduk. İnanın tabaktaki soğanlar, sararmış, kendini salmış, “artık beni azat edin” duruşunu sergiliyordu.
***
Bey o kadar şeker ve kibardı ki bir söz söylemek, hele ki şikâyette bulunmak adeta imkânsızdı. Neticede biz bize verilenleri, adını Sarman koyduğumuz kedi misafirimizle de paylaşarak keyifli ama bir o kadar anlamsız bir yemek yedik. Hiçbir isteğimiz zamanında gelemedi, bir talebimiz olduğunda muhatap bulamadık, zaten o beyden başka bir garsonda yoktu. O çift kişilik bir rol oynamayı seçmişti sanırım. En sonunda bu kadar güzel bir yemeğin ardından ben bir keyif kahvesi içerim dedim ve siparişimizi verdik. İki sade kahve yaklaşık, yarım saat sonra yarısı tabakta yarısı fincanda şeklinde önümüze kondu. Bizi artık gülme krizi tutmuştu. Ben kahveye ağzımı değdirir değdirmez buz gibi ve şekerli olduğunu fark ettim ve bıraktım fazla yaygara yapmadan. Zaten tabakta ki kahveleri içme planımda baştan beri olmadığı için çok bir şey fark etmedi benim için. Emre direk tadını madını test etmeden ılık olan kahveyi fondip yapmayı tercih etti ve hemen kaçarcasına hesabı rica etti. Hesap gelince ben artık dayanamadım, kırmamak adına da çok sevecen bir şekilde kahvenin şekerli geldiğini ilettim; sanki tek kusur oymuş gibi. Beyin bana dediğini tahmin bile edemezsiniz. O kibarlığı ve tatlı sevecenliğiyle “Olsun…” : )
***
Olsun Bakalım…

ASLA:
Artık karar verdiğim girdiğim bir olayda, hiçbir şeyin keyfimi ASLA kaçırmamasını öğrendim.
MUTLAKA:
Mevcutlarla MUTLAKA yetinip, kimseyi bozarak bir şey öğretemeyeceğime karar verdim.
DİKKAT:
Tartışıp, kendimi yoracağıma, ortamı sessiz sedasız terk edip, bir daha uğramamanın en sağlıklısı olduğu DİKKATimi çekti.

 


 

 
 
 
 

 

 
Untitled Document
 
17 Mayıs 2009 Arkadaşına Gönder  l  Geri  l  Yazdır  l  Sayfa Başı
 
DİĞER YAZILAR
Bizim ki neşeli olan! / 31 Temmuz 2009
Mersine’nin neresine?Tam tersine... / 29 Temmuz 2009
Nekoncan?İkoncan… / 27 Temmuz 2009
Kimim ben? / 26 Temmuz 2009
Minik bir değişim… / 22 Temmuz 2009
İçtim,içiyorum,içicem ! / 20 Temmuz 2009
Alkıııışşşş… / 17 Temmuz 2009
Sinsi düşman / 15 Temmuz 2009
Neme lazım bu nem? / 13 Temmuz 2009
Bilmediğim başka bir dil… / 12 Temmuz 2009
Yüzen mikrofon ! / 10 Temmuz 2009
First Lady / 08 Temmuz 2009
TÜH TÜH TÜV / 06 Temmuz 2009
Domates, biber, patlıcan / 05 Temmuz 2009
Sebepsiz yere ! / 03 Temmuz 2009
Aşk sensiz kalmasın … / 01 Temmuz 2009
Altıyüz bine,yüz bin… / 29 Haziran 2009
Şans meleği… / 28 Haziran 2009
Jaws mı, haber mi? / 26 Haziran 2009
Attım çektim, attım çektim,attııımm / 24 Haziran 2009
Yangında kurtarılacak ilk evrak… / 21 Haziran 2009
Benim ki sensin… / 19 Haziran 2009
Jale Şenyurt… / 17 Haziran 2009
Kahve keyfi mi? / 15 Haziran 2009
Konu neydi? / 14 Haziran 2009
Varsın olsun… / 12 Haziran 2009
Ezberleyemediğim her şey! / 10 Haziran 2009
Patron benim… / 08 Haziran 2009
Patron kim? / 07 Haziran 2009
Ana fikir yok,sadece özet / 05 Haziran 2009
Panik yapma, sakin ol / 03 Haziran 2009
Noolluuurrrr?? / 01 Haziran 2009
Gülme komşuna,gelir başına… / 31 Mayıs 2009
Şımart kendini / 29 Mayıs 2009
Canavarım,canavarsın / 24 Mayıs 2009
Pamuk helva… / 22 Mayıs 2009
Anne olmasaydım eğer … / 20 Mayıs 2009
Çilekle gelen pudra şekeri! / 17 Mayıs 2009
Güle güle yaşa / 15 Mayıs 2009
Demirden leblebi … / 13 Mayıs 2009
En büyük asker, bizim asker / 10 Mayıs 2009
Havalar açtıkça… / 08 Mayıs 2009
Nereden gelip,nereye giderin? / 05 Mayıs 2009
Kitabını yazarım… / 04 Mayıs 2009
Traji komedya… / 03 Mayıs 2009
Üç elma… / 01 Mayıs 2009
Uyuma Necmi! / 29 Nisan 2009
Klasik, her zaman… / 27 Nisan 2009
Bir taraftan girer, bir taraftan çıkar… / 26 Nisan 2009
Yaşasın karnımda ki kelebekler / 24 Nisan 2009
Vız gelen, tırıs da gidebilir… / 22 Nisan 2009
Savur beni ey kader … / 20 Nisan 2009
İşte bu… / 19 Nisan 2009
Oyunlar ve koyunlar … / 17 Nisan 2009
Reklamlaaar… / 15 Nisan 2009
Güle güle git… / 13 Nisan 2009
Joker küpe… / 08 Nisan 2009
Bağıra,bağıra … / 06 Nisan 2009
Dili ne kadar, pabuç mu? / 05 Nisan 2009
Racon bu! / 03 Nisan 2009
Pazar kondular … / 01 Nisan 2009
Taklitler asıllarını yaşatır… / 30 Mart 2009
İki gözüm,iki çeşme… / 29 Mart 2009
İki gözüm,iki çeşme… / 27 Mart 2009
Fenomen… / 25 Mart 2009
Zzz… Zzz… Zzz… / 22 Mart 2009
Kabul ediyoruummm … / 20 Mart 2009
Gel keyfim gel… / 18 Mart 2009
Olgun başak … / 16 Mart 2009
Palavra… / 15 Mart 2009
Sen neymişsin be abi… / 13 Mart 2009
Az sonra… / 11 Mart 2009
Ne demek istedi acaba? / 09 Mart 2009
Yetiştiren kim? / 08 Mart 2009
Küpemi kendim taktım… / 06 Mart 2009
Etkiden tepki… / 04 Mart 2009
Kaynaktan... / 02 Mart 2009
Vay vay vayy… / 01 Mart 2009
Hazıııır ol,rahat… / 27 Şubat 2009
Varsın değil mi? / 25 Şubat 2009
Süt kuzusu bunlaaar … / 23 Şubat 2009
Tos ! / 22 Şubat 2009
Lüküs hayat! / 19 Şubat 2009
İşte buradayım! / 18 Şubat 2009
Sade vatandaş… / 06 Şubat 2009
O Köşe Kış Köşesi, Bu Köşe Ezber Dışı... / 04 Şubat 2009
Düşmanlarımızı asla anlayamayız … / 02 Şubat 2009
İnat etmeden bir bilene danış … / 01 Şubat 2009
Ver bi ellilik, sana kim olduğunu söyleyeyim … / 30 Ocak 2009
Bin düşün, bir söyle… / 28 Ocak 2009
Mavi boncuk kimdeyse… / 23 Ocak 2009
O kaça, bu kaça? / 21 Ocak 2009
Hapşuuuu… / 19 Ocak 2009
İyiler ölmez, ölemez … / 18 Ocak 2009
Keskin sirke küpüne zarar / 17 Ocak 2009
Bir sen, bir de ben … / 14 Ocak 2009
Bata çıka… / 12 Ocak 2009
Şansımı seviyorum… / 09 Ocak 2009
Ben almadım,o aldı / 07 Ocak 2009
Ben almadım,o aldı / 07 Ocak 2009
Lingo lingo… / 05 Ocak 2009
Boş mu beyaz mı? / 04 Ocak 2009
Bitiyor,az kaldı… / 02 Ocak 2009
Hediyemi isterim! / 31 Aralık 2008
Fırçaların dansı… / 29 Aralık 2008
Bir geriye, bir ileriye / 28 Aralık 2008
Bir deli mi, bin akıllı mı? / 26 Aralık 2008
Şaşkın damat ! / 24 Aralık 2008
Uzun ince bir yoldayım! / 22 Aralık 2008
Geliyor, geldi,bitecek gibi… / 21 Aralık 2008
Yorum yok… Var da yok! / 19 Aralık 2008
Ya olmasalar? / 17 Aralık 2008
Suuu…Suuuuu… / 15 Aralık 2008
Cookie... / 14 Aralık 2008
...Erken kalkın çocuklar / 08 Aralık 2008
Pişi… / 07 Aralık 2008
Oturan boğa… / 05 Aralık 2008
İsmini veremem... / 03 Aralık 2008
Bas gaza Didem, bas gaza… / 01 Aralık 2008
Serüvenin sonu… / 30 Kasım 2008
Dipsiz kuyu… / 26 Kasım 2008
Fikir değil, çözüm üret… / 24 Kasım 2008
Gitmeee… / 23 Kasım 2008
Her derde deva… / 21 Kasım 2008
Bir ki üç dört… / 19 Kasım 2008
İki mideli, bayan işçiler? / 16 Kasım 2008
Hiçbir başarı cezasız kalmaz… / 14 Kasım 2008
İpek çorap ve centilmen… / 12 Kasım 2008
Aynayla kavga edenler… / 10 Kasım 2008
“Acı yok…” / 09 Kasım 2008
Beni yak, kendini yak, her şeyi yak … / 07 Kasım 2008
Önce sen… / 03 Kasım 2008
Bana ne ! / 02 Kasım 2008
Ayıptır söylemesi! / 31 Ekim 2008
Ne mutlu Türküm diyene! / 29 Ekim 2008
Pardon yani! / 27 Ekim 2008
Çöz çözebilirsen … / 26 Ekim 2008
Al,kullan,at; al ve at… / 24 Ekim 2008
Asiye nasıl kurtulur? / 22 Ekim 2008
Özür dilerim … / 20 Ekim 2008
Acaba? / 19 Ekim 2008
Bir daha düşün! / 15 Ekim 2008
Bizi gidi bizi… / 13 Ekim 2008
Uyuyan güzel… / 12 Ekim 2008
Ben dili! / 10 Ekim 2008
Tanıdık tanımadık hatta bir sinek... / 08 Ekim 2008
Oldu mu şimdi bu ? / 30 Eylül 2008
Son iki gün… / 29 Eylül 2008
Polis var, ben sonra arayayım… / 26 Eylül 2008
Kapının önüne buyurun… / 24 Eylül 2008
Ezber dışı / 22 Eylül 2008
Likör ve draje…Nerede? / 21 Eylül 2008
Vur davula tokmağı! / 19 Eylül 2008
Yeter ki karar ver ve inan / 17 Eylül 2008
 
   
Ana Sayfa | Bursa'dan Haberler | Siyaset | Ekonomi | Politika | Dünya | Günün İçinden | Manset | Ozel Haber | Yazarlar | Arşiv