Untitled Document
 
9 Eylül 2010 Perşembe Anasayfam Yap | Favorilere Ekle | İletişim  
Untitled Document
Untitled Document
Ana Sayfa
Bursa'dan Haberler
Siyaset
Ekonomi
Politika
Dünya
Günün İçinden
Manset
Ozel Haber
Yazarlar
Arşiv
Kunye
Untitled Document
Didem YAĞLIKÇIOĞLU ÇELİK
   
Ne demek istedi acaba?

Akşama program var ve programı yaptığınız birinden haber bekliyorsunuz. Programı kiminle ve ne şekilde, nerede yaptığınızın bu senaryoda bir önemi yok. Sadece önemli olan karşı tarafın sizi araması gerektiği, yani son ayrılırken bu şekilde sözleştiğiniz ve programın bir şekilde onun telefonundan sonra uygulanacak olması. Şimdi doğru olan nedir? Karşı tarafın, yani haber verecek kişinin sizi gün içerisinde haberdar etmesi değil midir?
***
Diyelim beklediniz, beklediniz ve telefondan bihaber, hele o kişi yok kadar sessiz olmuş o gün. Aklınıza programla ilgili bir aksilik olduğu gelir mi? Benim açıkçası gelmez. Aksilik var ise haber bir şekilde gelir diye düşünürüm çünkü. Sonra? Sonra bekle bekle, beklenen telefon ve kişi ortada olmadığı için, sizde günlük yaşamınızın seyrine bakmakla yükümlü olduğunuzdan, ne yaparsınız, siz arasınız değil mi? Buraya kadar iyi gittik mi? O kadar aklım karışık ki tane tane ve sindirerek, aktarmaya çalışıyorum. Yanılıyor muyum, çok bir merak içerisindeyim çünkü. Aradınız kişiyi. Ve konuşamadığı hatta ne dediğini anlayamadığınız bir diyalog içine girdi. Ve o ne dedi, siz ne demek istediniz anlatamadan kapattınız. Çünkü o namüsait bir ortamda. Ya sizinle o ortamda konuşmasından rahatsız ya da bulunduğu ortamı size yansıtmadan örtülü ödeneğe girmeye çalışıyor. Benim ilk aklıma bu geliyor. Hayatta hiç ama hiç anlayamadığım konulardan biri de iki aynı dili, aynı lisanı konuşan insanın anlaşamaması konusu. Genelde bu konuya da çok takılıyorum. Nasıl başarılır bu hiç anlamadım ama sorun hiç başına gelmiyor mu diye, gelmez mi? Aynı kelime haznesinden kullanırken cümleleri, bir türlü kimin ne dediği anlaşılamıyor.
***
Tabii, şimdi durum ne oldu? O sizden o sırada telefon beklemiyordu, siz de ondan bu tarz bir yanıt ya da yanıtsızlık hiç beklemediğiniz için şaşkın iki ördek yavrusu şeklinde telefonlar kapandı ama ya konu? Asla… Aksine daha çok bilinmeze açılmaz mı? Şüpheler, kafada soru işaretleri uçuşmaz mı? Bu bence her iki taraf için çok geçerli bir durum. Çünkü o ne dediğini bilemedi ya da atlatabilmenin paniğini ve bilinmezini yaşarken, diğeri anlamsızca her neredeyse etrafına bakınırken mutlaka kafasını da kaşır. Bu da ayrı bir konu bir sıkıntı varsa ortada ve mantıken biri bu problemi çözemiyorsa nedense saçını kaşır. Uzaktan sizi seyreden biri kafanızın bir yerde takılı olduğunu çok çabuk anlayabilir.
***
Ve son sahne, o karmaşayı yarattığı için, içine sinmeden bulunduğu ortamdan sıyrılarak tekrar sizi aramaya karar verir. Ama o da sanki durumu anlamamışçasına, sanki o karmaşıklığı kendi yaratmamış gibi aynı sizin rolünüze girer. Ve iyi iyi konuşma başlar ama şöyle bir son nokta bekler misiniz? “Bu saate kadar aramadığıma göre, iptal olmuş ve gidilmiyordur. Bunda şaşıracak ne var?” Şimdi bekleyen ve olayı asla anlayamayan kişi bir şok daha yaşarken, acının taze olmasıyla sıcaklığından acısını hissetmez ama o sonra hem kendisine hem de ilişkilerine şiddetli ağrı gibi düşmez mi?
***
Şimdi ne oldu hikâye nereye vardı? Bende tam bilmiyorum. Ama bazen gerçekten hayatta sahnede rollerimizi yaşıyoruz. Bazen roller belli işte, hatta belki de bu sıkıcı olsa da rolden öte mesuliyet ve göreve dönüşen davranış biçimleri oluyor. Ve bu sizi sıksa bile yaşamın bizi götürdüğü şekillerde bu da var. Sonuç olarak, ana fikir kafanıza göre yaşamak varken, bir yandan da mesuliyetleri koyuvermeyin. Sonra açılması zor düğümlere gittiği zaman, herkesin canı yanar.

ASLA:
Tecrübe eski hatalarımızı tekrar etmemizi engeller. Yeni hatalar yapmamızı engeller. Ama ASLA unutmamalıyız ki hatalar da bizim, dolayısıyla dönüşü kolay olmalıdır.
MUTLAKA:
İnsanlara cazip gelen MUTLAKA savaştır, galibiyet değil.
DİKKAT:
Konular üzerinde fazla durmadan, karşı tarafı da fazla kırmadan, ilişkilerinizi götürmeye DİKKAT edin. Konular üzerinde fazla durmanız karşı tarafı zedeleyebilir ve haklılığınız bir süre sonra haksızlığa düşebilir.

 


 

 
 
 
 

 

 
Untitled Document
 
09 Mart 2009 Arkadaşına Gönder  l  Geri  l  Yazdır  l  Sayfa Başı
 
DİĞER YAZILAR
Bizim ki neşeli olan! / 31 Temmuz 2009
Mersine’nin neresine?Tam tersine... / 29 Temmuz 2009
Nekoncan?İkoncan… / 27 Temmuz 2009
Kimim ben? / 26 Temmuz 2009
Minik bir değişim… / 22 Temmuz 2009
İçtim,içiyorum,içicem ! / 20 Temmuz 2009
Alkıııışşşş… / 17 Temmuz 2009
Sinsi düşman / 15 Temmuz 2009
Neme lazım bu nem? / 13 Temmuz 2009
Bilmediğim başka bir dil… / 12 Temmuz 2009
Yüzen mikrofon ! / 10 Temmuz 2009
First Lady / 08 Temmuz 2009
TÜH TÜH TÜV / 06 Temmuz 2009
Domates, biber, patlıcan / 05 Temmuz 2009
Sebepsiz yere ! / 03 Temmuz 2009
Aşk sensiz kalmasın … / 01 Temmuz 2009
Altıyüz bine,yüz bin… / 29 Haziran 2009
Şans meleği… / 28 Haziran 2009
Jaws mı, haber mi? / 26 Haziran 2009
Attım çektim, attım çektim,attııımm / 24 Haziran 2009
Yangında kurtarılacak ilk evrak… / 21 Haziran 2009
Benim ki sensin… / 19 Haziran 2009
Jale Şenyurt… / 17 Haziran 2009
Kahve keyfi mi? / 15 Haziran 2009
Konu neydi? / 14 Haziran 2009
Varsın olsun… / 12 Haziran 2009
Ezberleyemediğim her şey! / 10 Haziran 2009
Patron benim… / 08 Haziran 2009
Patron kim? / 07 Haziran 2009
Ana fikir yok,sadece özet / 05 Haziran 2009
Panik yapma, sakin ol / 03 Haziran 2009
Noolluuurrrr?? / 01 Haziran 2009
Gülme komşuna,gelir başına… / 31 Mayıs 2009
Şımart kendini / 29 Mayıs 2009
Canavarım,canavarsın / 24 Mayıs 2009
Pamuk helva… / 22 Mayıs 2009
Anne olmasaydım eğer … / 20 Mayıs 2009
Çilekle gelen pudra şekeri! / 17 Mayıs 2009
Güle güle yaşa / 15 Mayıs 2009
Demirden leblebi … / 13 Mayıs 2009
En büyük asker, bizim asker / 10 Mayıs 2009
Havalar açtıkça… / 08 Mayıs 2009
Nereden gelip,nereye giderin? / 05 Mayıs 2009
Kitabını yazarım… / 04 Mayıs 2009
Traji komedya… / 03 Mayıs 2009
Üç elma… / 01 Mayıs 2009
Uyuma Necmi! / 29 Nisan 2009
Klasik, her zaman… / 27 Nisan 2009
Bir taraftan girer, bir taraftan çıkar… / 26 Nisan 2009
Yaşasın karnımda ki kelebekler / 24 Nisan 2009
Vız gelen, tırıs da gidebilir… / 22 Nisan 2009
Savur beni ey kader … / 20 Nisan 2009
İşte bu… / 19 Nisan 2009
Oyunlar ve koyunlar … / 17 Nisan 2009
Reklamlaaar… / 15 Nisan 2009
Güle güle git… / 13 Nisan 2009
Joker küpe… / 08 Nisan 2009
Bağıra,bağıra … / 06 Nisan 2009
Dili ne kadar, pabuç mu? / 05 Nisan 2009
Racon bu! / 03 Nisan 2009
Pazar kondular … / 01 Nisan 2009
Taklitler asıllarını yaşatır… / 30 Mart 2009
İki gözüm,iki çeşme… / 29 Mart 2009
İki gözüm,iki çeşme… / 27 Mart 2009
Fenomen… / 25 Mart 2009
Zzz… Zzz… Zzz… / 22 Mart 2009
Kabul ediyoruummm … / 20 Mart 2009
Gel keyfim gel… / 18 Mart 2009
Olgun başak … / 16 Mart 2009
Palavra… / 15 Mart 2009
Sen neymişsin be abi… / 13 Mart 2009
Az sonra… / 11 Mart 2009
Ne demek istedi acaba? / 09 Mart 2009
Yetiştiren kim? / 08 Mart 2009
Küpemi kendim taktım… / 06 Mart 2009
Etkiden tepki… / 04 Mart 2009
Kaynaktan... / 02 Mart 2009
Vay vay vayy… / 01 Mart 2009
Hazıııır ol,rahat… / 27 Şubat 2009
Varsın değil mi? / 25 Şubat 2009
Süt kuzusu bunlaaar … / 23 Şubat 2009
Tos ! / 22 Şubat 2009
Lüküs hayat! / 19 Şubat 2009
İşte buradayım! / 18 Şubat 2009
Sade vatandaş… / 06 Şubat 2009
O Köşe Kış Köşesi, Bu Köşe Ezber Dışı... / 04 Şubat 2009
Düşmanlarımızı asla anlayamayız … / 02 Şubat 2009
İnat etmeden bir bilene danış … / 01 Şubat 2009
Ver bi ellilik, sana kim olduğunu söyleyeyim … / 30 Ocak 2009
Bin düşün, bir söyle… / 28 Ocak 2009
Mavi boncuk kimdeyse… / 23 Ocak 2009
O kaça, bu kaça? / 21 Ocak 2009
Hapşuuuu… / 19 Ocak 2009
İyiler ölmez, ölemez … / 18 Ocak 2009
Keskin sirke küpüne zarar / 17 Ocak 2009
Bir sen, bir de ben … / 14 Ocak 2009
Bata çıka… / 12 Ocak 2009
Şansımı seviyorum… / 09 Ocak 2009
Ben almadım,o aldı / 07 Ocak 2009
Ben almadım,o aldı / 07 Ocak 2009
Lingo lingo… / 05 Ocak 2009
Boş mu beyaz mı? / 04 Ocak 2009
Bitiyor,az kaldı… / 02 Ocak 2009
Hediyemi isterim! / 31 Aralık 2008
Fırçaların dansı… / 29 Aralık 2008
Bir geriye, bir ileriye / 28 Aralık 2008
Bir deli mi, bin akıllı mı? / 26 Aralık 2008
Şaşkın damat ! / 24 Aralık 2008
Uzun ince bir yoldayım! / 22 Aralık 2008
Geliyor, geldi,bitecek gibi… / 21 Aralık 2008
Yorum yok… Var da yok! / 19 Aralık 2008
Ya olmasalar? / 17 Aralık 2008
Suuu…Suuuuu… / 15 Aralık 2008
Cookie... / 14 Aralık 2008
...Erken kalkın çocuklar / 08 Aralık 2008
Pişi… / 07 Aralık 2008
Oturan boğa… / 05 Aralık 2008
İsmini veremem... / 03 Aralık 2008
Bas gaza Didem, bas gaza… / 01 Aralık 2008
Serüvenin sonu… / 30 Kasım 2008
Dipsiz kuyu… / 26 Kasım 2008
Fikir değil, çözüm üret… / 24 Kasım 2008
Gitmeee… / 23 Kasım 2008
Her derde deva… / 21 Kasım 2008
Bir ki üç dört… / 19 Kasım 2008
İki mideli, bayan işçiler? / 16 Kasım 2008
Hiçbir başarı cezasız kalmaz… / 14 Kasım 2008
İpek çorap ve centilmen… / 12 Kasım 2008
Aynayla kavga edenler… / 10 Kasım 2008
“Acı yok…” / 09 Kasım 2008
Beni yak, kendini yak, her şeyi yak … / 07 Kasım 2008
Önce sen… / 03 Kasım 2008
Bana ne ! / 02 Kasım 2008
Ayıptır söylemesi! / 31 Ekim 2008
Ne mutlu Türküm diyene! / 29 Ekim 2008
Pardon yani! / 27 Ekim 2008
Çöz çözebilirsen … / 26 Ekim 2008
Al,kullan,at; al ve at… / 24 Ekim 2008
Asiye nasıl kurtulur? / 22 Ekim 2008
Özür dilerim … / 20 Ekim 2008
Acaba? / 19 Ekim 2008
Bir daha düşün! / 15 Ekim 2008
Bizi gidi bizi… / 13 Ekim 2008
Uyuyan güzel… / 12 Ekim 2008
Ben dili! / 10 Ekim 2008
Tanıdık tanımadık hatta bir sinek... / 08 Ekim 2008
Oldu mu şimdi bu ? / 30 Eylül 2008
Son iki gün… / 29 Eylül 2008
Polis var, ben sonra arayayım… / 26 Eylül 2008
Kapının önüne buyurun… / 24 Eylül 2008
Ezber dışı / 22 Eylül 2008
Likör ve draje…Nerede? / 21 Eylül 2008
Vur davula tokmağı! / 19 Eylül 2008
Yeter ki karar ver ve inan / 17 Eylül 2008
 
   
Ana Sayfa | Bursa'dan Haberler | Siyaset | Ekonomi | Politika | Dünya | Günün İçinden | Manset | Ozel Haber | Yazarlar | Arşiv