Untitled Document
 
8 Eylül 2010 Çarsamba Anasayfam Yap | Favorilere Ekle | İletişim  
Untitled Document
Untitled Document
Ana Sayfa
Bursa'dan Haberler
Siyaset
Ekonomi
Politika
Dünya
Günün İçinden
Manset
Ozel Haber
Yazarlar
Arşiv
Kunye
Untitled Document
Didem YAĞLIKÇIOĞLU ÇELİK
   
Küpemi kendim taktım…

Aslına bakarsanız bu haftam sosyal bakımdan çok hızlı geçti. Diyebilirim ki hiç evde oturup, “Yemekteyiz” programını bile seyredemedim. :) Ama yapım gereği zaten oturup, miskinlenme bana göre değil, tarzım değil. Hep bir aktivite içinde olup, sürekli projeler üretip, başımın yoğun olmasını sevenlerdenim. Belki o yüzden bu dernekçi yapım, Lions camiasında olmam, Yönetiminde görev alıp, başkanlık yapmam. Şuna inanıyorum, hangi dernekte olursanız olun, hangi sivil toplum örgütüne tabii ki anti parantez belirtmek gerekir sanırım kanuni ve yaysal olan, dernekler masasına bağlı olan, yakın çevreniz ve ihtiyacı olan topluma bir ucundan da olsa hizmet edebiliyorsanız, emin olun geceleri uyurken ki yüz ifadeniz değişiyor. Dualarınıza bir de onları ekliyorsunuz ister istemez. Çünkü hayatınıza giren kahramanlar oluyor ve onlar için emek verdiğiniz, içine girdiğiniz hikayeler için çaba gösteriyorsunuz.
***
Ayrıca bu tarz organizasyonların kişisel gelişim için de çok büyük faydaları olduğunu düşünüyorum. Toplu içinde hitap, protokol, hiyerarşi, ikna ve belki hem kendinizi, hem de fikirlerinizi o topluluğa kabul ettirmek için ikna kabiliyetiniz, sevdiğiniz ve sevildiğiniz çevrenin büyümesi, diyaloglarınızda dedikodu yerine akıllı, mantıklı projeler üretmek, birilerine bir şeyler verebilmenin gururunu yaşamak ve aklıma gelmeyen en az bu kadar bireysel faaliyetlerde cabası. Ben Nilüfer Lions Kulübü üyesiyim. Daha önceden 1993 senesinde girdiğim camiaya, Bursa Leo Kulübü ile başladım. Başkanlıklarım ve yöneticiliklerim çok oldu. Ve bu şekilde bireysel veremeyeceğim, gücümün yetemediği yardımları ekip halinde yapmanın ve başarmanın hazzını çok yaşadım. Ne yalan söyleyeyim, kendimi bu konuda akıllı ve şanslı buluyorum. Hiçbir politik çerçevesi olmayan sadece laik bir Türkiye isteyen, topluma karşılıksız hizmet eden bir gurubun yöneticiliğini yapmak beni mutlu etti.
***
Geçen gün de mart ayının başında ki haftanın Dünya Kadınlar Haftası olması hasebiyle toplantımıza Hülya Koçyiğit konuk konuşmacı olarak geldi. Açıkçası merak ettim kendisinin neler söyleyeceğini, samimiyetini, çalışan kadının zorluklarını, tecrübelerini, ailesiyle ile ilgili diyaloglarını, ödüllerini, tavrını her şeyini. Gerçekten ilk salona girdiği zaman asaleti her zaman ki yerindeydi. O masum ve duru güzelliği ise, kendisiyle birlikte toplantıya gelmiş, hiçte yalnız bırakmaya niyeti yok gibiydi. Sadece, dizlerinde kare yakalı mor bir elbise giymiş, o kadar sadeydi ki, sanki sadeliğinin altında yatan şifre, yüzünün güzelliğinin ortaya çıkarılması olabilirdi. Çünkü takılarından, saç modeline kadar sadelikten başka bir şey yoktu. Samimiyetimle söylüyorum, kimse boşuna bir yerlere gelerek, bir isim olmuyor. Tahminim 200 kişilik bir toplantıydı ve herkes özene bözene giyinmiş, takmış takıştırmış, kuaförlerden çıkılmış bir örnek fönlerle, parlatıcılarla gelinmişti. Ama o nedense farklıydı. Farkını yakalayamadım desem yalan olmaz çünkü bir farkı yok gibi görünüyordu. Orta yaşlı, sade, güler yüzlü, alımlı bir bayandı. Ama işte hepsi bu değildi.
***
O konuşurken kürsüde, birçok filmi gözümün önüne geldi. Buğulu, arkasını sevgilisine dönmüş bir kadın, hep ileriye bakarak, onu aldatmadığını anlatan bir başrol oyuncusu seyrettim ara ara. Anlattıkları beni etkiledi diyemem. Hazırlıksız gelmiş, samimi bir kürsü konuşmasını tercih etmiş, ama genelde bilinenleri dile getirirken, konuşmalarından bir şeyler öğrenilesi değildi. Ama benim o günden aldığım tek bir ders oldu. O da, hiçbir başarı tesadüf değildir. Oyunculuğunu ve kariyerini hatta ailevi konumunu o kadar güzel taşıyor ki, o asil ve hanımefendi tavrı insanı kendisine ister istemez hayran bırakıyor. Her zaman dik, ılımlı ve bakımlı olan Hülya Hanım bana bir kez daha dedi ki, işin ne olursa olsun, pozisyonun ve konumun ne olursa olsun, sadece işini sev, layığıyla yap, zaten başarı ve para seni bulacaktır. Demediyse de, ben bunu aldım, kulağıma küpemi taktım.
ASLA:
Bir gerçek var ki ASLA unutmamak gerekir, bir insanın en büyük başarısı, hayatı olabildiğince doya doya, dolu ve huzurla yaşamasıdır.
MUTLAKA:
Bu dünyada şunu gördüm ki insanlar, sahip olduklarını küçümsüyorlar, olmadıklarını ise önemsiyorlar. Her sahip olanına MUTLAKA basitmiş gibi bakılıp, olmak istenilene ise imrenilerek bakılıyor.
DİKKAT:
İnsan bazen dost dediği yakın çevresine DİKKAT etmeli. Yani her zaman değil ama, dost kazığı en ağır olanı. Böyle bir durum olduğu zaman kişinin kendini koruyamadığını gördüm, düşmanlardan gelen saldırıda nasıl olsa savunmasını yapabiliyor ama yandaşlardan çok zor.

 


 

 
 
 
 

 

 
Untitled Document
 
06 Mart 2009 Arkadaşına Gönder  l  Geri  l  Yazdır  l  Sayfa Başı
 
DİĞER YAZILAR
Bizim ki neşeli olan! / 31 Temmuz 2009
Mersine’nin neresine?Tam tersine... / 29 Temmuz 2009
Nekoncan?İkoncan… / 27 Temmuz 2009
Kimim ben? / 26 Temmuz 2009
Minik bir değişim… / 22 Temmuz 2009
İçtim,içiyorum,içicem ! / 20 Temmuz 2009
Alkıııışşşş… / 17 Temmuz 2009
Sinsi düşman / 15 Temmuz 2009
Neme lazım bu nem? / 13 Temmuz 2009
Bilmediğim başka bir dil… / 12 Temmuz 2009
Yüzen mikrofon ! / 10 Temmuz 2009
First Lady / 08 Temmuz 2009
TÜH TÜH TÜV / 06 Temmuz 2009
Domates, biber, patlıcan / 05 Temmuz 2009
Sebepsiz yere ! / 03 Temmuz 2009
Aşk sensiz kalmasın … / 01 Temmuz 2009
Altıyüz bine,yüz bin… / 29 Haziran 2009
Şans meleği… / 28 Haziran 2009
Jaws mı, haber mi? / 26 Haziran 2009
Attım çektim, attım çektim,attııımm / 24 Haziran 2009
Yangında kurtarılacak ilk evrak… / 21 Haziran 2009
Benim ki sensin… / 19 Haziran 2009
Jale Şenyurt… / 17 Haziran 2009
Kahve keyfi mi? / 15 Haziran 2009
Konu neydi? / 14 Haziran 2009
Varsın olsun… / 12 Haziran 2009
Ezberleyemediğim her şey! / 10 Haziran 2009
Patron benim… / 08 Haziran 2009
Patron kim? / 07 Haziran 2009
Ana fikir yok,sadece özet / 05 Haziran 2009
Panik yapma, sakin ol / 03 Haziran 2009
Noolluuurrrr?? / 01 Haziran 2009
Gülme komşuna,gelir başına… / 31 Mayıs 2009
Şımart kendini / 29 Mayıs 2009
Canavarım,canavarsın / 24 Mayıs 2009
Pamuk helva… / 22 Mayıs 2009
Anne olmasaydım eğer … / 20 Mayıs 2009
Çilekle gelen pudra şekeri! / 17 Mayıs 2009
Güle güle yaşa / 15 Mayıs 2009
Demirden leblebi … / 13 Mayıs 2009
En büyük asker, bizim asker / 10 Mayıs 2009
Havalar açtıkça… / 08 Mayıs 2009
Nereden gelip,nereye giderin? / 05 Mayıs 2009
Kitabını yazarım… / 04 Mayıs 2009
Traji komedya… / 03 Mayıs 2009
Üç elma… / 01 Mayıs 2009
Uyuma Necmi! / 29 Nisan 2009
Klasik, her zaman… / 27 Nisan 2009
Bir taraftan girer, bir taraftan çıkar… / 26 Nisan 2009
Yaşasın karnımda ki kelebekler / 24 Nisan 2009
Vız gelen, tırıs da gidebilir… / 22 Nisan 2009
Savur beni ey kader … / 20 Nisan 2009
İşte bu… / 19 Nisan 2009
Oyunlar ve koyunlar … / 17 Nisan 2009
Reklamlaaar… / 15 Nisan 2009
Güle güle git… / 13 Nisan 2009
Joker küpe… / 08 Nisan 2009
Bağıra,bağıra … / 06 Nisan 2009
Dili ne kadar, pabuç mu? / 05 Nisan 2009
Racon bu! / 03 Nisan 2009
Pazar kondular … / 01 Nisan 2009
Taklitler asıllarını yaşatır… / 30 Mart 2009
İki gözüm,iki çeşme… / 29 Mart 2009
İki gözüm,iki çeşme… / 27 Mart 2009
Fenomen… / 25 Mart 2009
Zzz… Zzz… Zzz… / 22 Mart 2009
Kabul ediyoruummm … / 20 Mart 2009
Gel keyfim gel… / 18 Mart 2009
Olgun başak … / 16 Mart 2009
Palavra… / 15 Mart 2009
Sen neymişsin be abi… / 13 Mart 2009
Az sonra… / 11 Mart 2009
Ne demek istedi acaba? / 09 Mart 2009
Yetiştiren kim? / 08 Mart 2009
Küpemi kendim taktım… / 06 Mart 2009
Etkiden tepki… / 04 Mart 2009
Kaynaktan... / 02 Mart 2009
Vay vay vayy… / 01 Mart 2009
Hazıııır ol,rahat… / 27 Şubat 2009
Varsın değil mi? / 25 Şubat 2009
Süt kuzusu bunlaaar … / 23 Şubat 2009
Tos ! / 22 Şubat 2009
Lüküs hayat! / 19 Şubat 2009
İşte buradayım! / 18 Şubat 2009
Sade vatandaş… / 06 Şubat 2009
O Köşe Kış Köşesi, Bu Köşe Ezber Dışı... / 04 Şubat 2009
Düşmanlarımızı asla anlayamayız … / 02 Şubat 2009
İnat etmeden bir bilene danış … / 01 Şubat 2009
Ver bi ellilik, sana kim olduğunu söyleyeyim … / 30 Ocak 2009
Bin düşün, bir söyle… / 28 Ocak 2009
Mavi boncuk kimdeyse… / 23 Ocak 2009
O kaça, bu kaça? / 21 Ocak 2009
Hapşuuuu… / 19 Ocak 2009
İyiler ölmez, ölemez … / 18 Ocak 2009
Keskin sirke küpüne zarar / 17 Ocak 2009
Bir sen, bir de ben … / 14 Ocak 2009
Bata çıka… / 12 Ocak 2009
Şansımı seviyorum… / 09 Ocak 2009
Ben almadım,o aldı / 07 Ocak 2009
Ben almadım,o aldı / 07 Ocak 2009
Lingo lingo… / 05 Ocak 2009
Boş mu beyaz mı? / 04 Ocak 2009
Bitiyor,az kaldı… / 02 Ocak 2009
Hediyemi isterim! / 31 Aralık 2008
Fırçaların dansı… / 29 Aralık 2008
Bir geriye, bir ileriye / 28 Aralık 2008
Bir deli mi, bin akıllı mı? / 26 Aralık 2008
Şaşkın damat ! / 24 Aralık 2008
Uzun ince bir yoldayım! / 22 Aralık 2008
Geliyor, geldi,bitecek gibi… / 21 Aralık 2008
Yorum yok… Var da yok! / 19 Aralık 2008
Ya olmasalar? / 17 Aralık 2008
Suuu…Suuuuu… / 15 Aralık 2008
Cookie... / 14 Aralık 2008
...Erken kalkın çocuklar / 08 Aralık 2008
Pişi… / 07 Aralık 2008
Oturan boğa… / 05 Aralık 2008
İsmini veremem... / 03 Aralık 2008
Bas gaza Didem, bas gaza… / 01 Aralık 2008
Serüvenin sonu… / 30 Kasım 2008
Dipsiz kuyu… / 26 Kasım 2008
Fikir değil, çözüm üret… / 24 Kasım 2008
Gitmeee… / 23 Kasım 2008
Her derde deva… / 21 Kasım 2008
Bir ki üç dört… / 19 Kasım 2008
İki mideli, bayan işçiler? / 16 Kasım 2008
Hiçbir başarı cezasız kalmaz… / 14 Kasım 2008
İpek çorap ve centilmen… / 12 Kasım 2008
Aynayla kavga edenler… / 10 Kasım 2008
“Acı yok…” / 09 Kasım 2008
Beni yak, kendini yak, her şeyi yak … / 07 Kasım 2008
Önce sen… / 03 Kasım 2008
Bana ne ! / 02 Kasım 2008
Ayıptır söylemesi! / 31 Ekim 2008
Ne mutlu Türküm diyene! / 29 Ekim 2008
Pardon yani! / 27 Ekim 2008
Çöz çözebilirsen … / 26 Ekim 2008
Al,kullan,at; al ve at… / 24 Ekim 2008
Asiye nasıl kurtulur? / 22 Ekim 2008
Özür dilerim … / 20 Ekim 2008
Acaba? / 19 Ekim 2008
Bir daha düşün! / 15 Ekim 2008
Bizi gidi bizi… / 13 Ekim 2008
Uyuyan güzel… / 12 Ekim 2008
Ben dili! / 10 Ekim 2008
Tanıdık tanımadık hatta bir sinek... / 08 Ekim 2008
Oldu mu şimdi bu ? / 30 Eylül 2008
Son iki gün… / 29 Eylül 2008
Polis var, ben sonra arayayım… / 26 Eylül 2008
Kapının önüne buyurun… / 24 Eylül 2008
Ezber dışı / 22 Eylül 2008
Likör ve draje…Nerede? / 21 Eylül 2008
Vur davula tokmağı! / 19 Eylül 2008
Yeter ki karar ver ve inan / 17 Eylül 2008
 
   
Ana Sayfa | Bursa'dan Haberler | Siyaset | Ekonomi | Politika | Dünya | Günün İçinden | Manset | Ozel Haber | Yazarlar | Arşiv