Untitled Document
 
9 Eylül 2010 Perşembe Anasayfam Yap | Favorilere Ekle | İletişim  
Untitled Document
Untitled Document
Ana Sayfa
Bursa'dan Haberler
Siyaset
Ekonomi
Politika
Dünya
Günün İçinden
Manset
Ozel Haber
Yazarlar
Arşiv
Kunye
Untitled Document
Hüseyin KAYA
   
Babam Mustafa Kaya...

O, babam.
Gözlerini bir daha açmamacasına kapadığında saat 11.35 di.
1931 yılında başlayan yaşamı 02.12.2008 tarihinde son buldu.
Allah rahmet eylesin.
Nur içinde yatsın.

***
Cumartesi günü, sabahın sekizinde gelen telefonla uyandık
Korkulu duygularıyla göz göze geldiğim eşimle telefonu açtık.
Arayan annem… sesi ağlamaklı…
“Hüseyin babanın ağzından, her yerinden kan geliyor, çabuk yetişin oğlum”
“Anne, telaş etmeyin, 112 acil çağırdınız mı?”
“Evet oğlum, hah tamam geldiler, siren sesini duydum, çabuk gelin oğlum”
“Anne hemen yola çıkıyoruz”.
Telefon kapandı.

***
Bursa Çekirge Devlet Hastanesi… Saat 12.00
Hastane ortamında izin verilmese de on beş aylık kızım Martı Nazlı’yla birlikte babamın yanındayız.
Birkaç dakikalık konuşmamız arasında, babamın torununa “Nazlı! Kızım bak deden gidiyor artık, senin ömrün uzun olsun emi yavrum” dedikten az sonra ağzından ve burnundan yine kan gelmeye başladı.
Telaş içinde hemen doktora haber verdik.
Gelen doktor ve hemşirelerin çabaları yeterli olmadı ve yoğun bakım için hazırlık yapıldı.
Aslında, babamın ana hastalığı iki yıldır tedavi gördüğü lenfomaydı.
Bağışıklığı zayıfladığı için üst solunum yollarında yaşanan kanaması durmuyordu.
Konuştuğumuz uzman cerrahın “ameliyatta kalır, vücut dirençli değil, biz kan vermeye devam edelim ve bekleyelim” demesi üzerine on ünitelik yeni kan talebi oldu.
Kızılay her zaman var olsun, sağ olsun.
Hemen karşılandı kan talebimiz.
Beklemeye başladık.

***
Yoğun bakım önündeyiz…Pazar günü… Saat 16.00
Doktorlar ve hemşireler sağ olsunlar bizi sürekli bilgilendiriyorlar.
Evimize gitmemizi ve telefon beklememizi ihtiyaçlar durumunda arayacaklarını söylediler.
Durumun kötüye gittiğini biliyoruz ama umudumuzu da kaybetmek istemiyoruz.
Bir ara ricamızın kabul edilmesiyle birlikte steril ortamda hazırlanıp girdiğim yoğun bakımda babamı gördüm.
İki dakika seyrettim babamı.
Film şeridi gibi koca bir ömür iki dakikada gözümün önünden geldi geçti.
Mutlu bir çocukluk dönemi geçirdiğim için minnet duydum kendisine.
Ağız ve burnunda hortumlar vardı ve solunum cihazına bağlıydı.
Son gören ben oldum ailede.
Nur yüzlüydü babam.
Ağladım.

***
Evdeyiz…Pazartesi günü… Saat 23.05
Ev telefonumuz acı acı çaldı.
Cep telefonlarının ihtiyaçlar, ev telefonlarının ise kötü haber için kullanıldığını önceden biliyoruz..
“Eyvah” dedik “Babamız”.
Annem ve kardeşlerimle göz göze geldik.
Telefonu açan eşim hiçbir şey konuşmadan dinlediği telefonu kapattı.
Gözlerime bakarak “babam” dedi ve bir süre durduktan sonra göz kapaklarını indirdi.
Zamanın ve sözün bittiği yerde varlık anlamsızlaşıyor.
Anneme ve kardeşlerime döndüğümde şu sözler çıktı ağzımdan.
“Babamızı kaybettik, şimdi uğurlama zamanı”
Yerçekimini hissetmediğim andayım, boşluktayım.
Sesimin yettiğince bağırmak istiyorum gökyüzüne doğru.
Yırtmak istiyorum geceleri güneş çıksın diye.
Güneş saklambaç oynarken bizimle, kaç bin yılda bir olur bilmem ama babam vefat ederken AY VE YILDIZ, TÜRK BAYRAĞI olarak gökyüzündeydi aynı saatlerde.
Eşimle hastaneye gidiyoruz.

***
Salı…Saat 09.00
Hastane morgundayız.
Morgda görevli imamla görüştük.
Yıkanma ve kefen işlemleriyle birlikte cenaze ulaşım masraflarını vererek özel firmayla anlaştım.
Sorumluluğu üzerine alan özel firma, sağ olsunlar, yapılacaklar konusunda gerekeni eksiksiz yerine getirdiler
Cenazemizi alarak hastaneden ayrıldık.
Babamın vefatını öğrenen akraba ve dostlar evimize akın ederken biz babamın cenazesiyle önce eve, oradan da mahalle camisine gideceğiz.
Ailece aldığımız karara göre ikindi namazından sonra Bursa Yenişehir Avşar köyünde toprağa verilecek.
“Ölürsem şuraya defnedin beni” diyerek yerini de belirlemiş son köy ziyaretinde.
Maddi manevi her şeyini hazırlamış öte taraf için.
Bize bir iş bırakmamış.

***
Avşar köyü mezarlığı…Saat 15.30
Çoluk çocuk bütün köy mezarlıkta bizi bekliyorlar.
Köy imamının duaları ve yönlendirmesiyle babamın cenazesi mezara indirilip uygun bir şekilde yatması sağlandı.
Tüm köy halkının yardımıyla üzeri örtülen mezar kapatıldıktan sonra dualarla uğurladık babamı.
Güneşli bir havada kuşlar cıvıl cıvıl şakımalarıyla eşlik ettiler uğurlamaya.
Üzerine örttüğümüz toprağı ebedi uykusu için yorgan gibi düşündüm.
Topraktan geldik toprağa gideceğiz yazmıyor mu kutsal kitaplar?
“Benim sadık yarim kara topraktır” dememiş mi Aşık Veysel?


***
Kurban Bayramının ilk günü. Saat 13.00
Köyde babamın mezarının başındayız ailece.
Annem, iki kız kardeşim, eşim ve kızım Martı Nazlı.
Tam elli sekiz yıldır aynı yastığa baş koyan annem seslendi babama.
“Mustafa! Bak biz geldik…Bizi merak etme…Yerinde rahat uyu…Allah mekanını cennet yapsın…”
Büyük ablam:
“Baba seni çok sevdik”
Küçük ablam:
“Baba seni çok özlüyoruz”
Eşim:
“Baba, seni tanıyalı az oldu ama seni çok sevdim”
Kızım Martı Nazlı:
“De de de de, de de”

***
Yapacaklarımız vardı babamla, olmadı.
Önemli evraklarını koyduğu cüzdanında asteğmenlik resmimi saklamış yıllarca.
Her çiçeği sever ama babamın en sevdiği çiçek fesleğendir.
Nereden bir fesleğen kokusu gelirse babam oradadır.
Geriye özlem, hasret ve baba sevgimiz kaldı
Birde fesleğen kokusu.

***
“Allah rahmet eylesin. Mekanın cennet olsun. Güle güle baba.”

 


 

 
 
 
 

 

 
Untitled Document
 
15 Aralık 2008 Arkadaşına Gönder  l  Geri  l  Yazdır  l  Sayfa Başı
 
DİĞER YAZILAR
Sevişen rüyalar... / 05 Aralık 2009
Dikiz aynası / 26 Kasım 2009
Hakim Yarbay Tanju Ünal / 23 Kasım 2009
Açılımın acı reçetesi olabilir mi? / 16 Kasım 2009
Cumhuriyet ve Halk evleri / 02 Kasım 2009
Açılımın püf noktaları / 26 Ekim 2009
A.İ.B.Ü.Ulusal deprem sempozyumu / 19 Ekim 2009
Kırmızı plakanın gücü / 12 Ekim 2009
Ayakkabı fırlatma kültürü / 05 Ekim 2009
Garipoğlu / 28 Eylül 2009
Kooperatiften ev alacaklar… Dikkat! / 23 Eylül 2009
Münevver’in Babası / 14 Eylül 2009
Av. Reşat Bulut neden yazmış / 07 Eylül 2009
Kürt açılımında hedef ne? / 31 Ağustos 2009
Kürdik açılımlar / 24 Ağustos 2009
Armutlu'da kasap köfte kazığı... / 17 Ağustos 2009
Sayın Recep Altepe’ye açık mektup / 10 Ağustos 2009
Dilek sineması / 03 Ağustos 2009
İki kez cezaevine girdim / 27 Temmuz 2009
Vali bey’in yaklaşımı ve CHP / 20 Temmuz 2009
18-35 yaş arası kadınlarımız : DİKKAT ! / 13 Temmuz 2009
Yıldırım düşeceği yeri bilir. / 06 Temmuz 2009
Teşvik / 22 Haziran 2009
Av. Reşat Bulut / 15 Haziran 2009
Teşekkür ederim Hüseyin hocam! / 08 Haziran 2009
Münevver cinayeti ve Ortodoks Patrikliği / 01 Haziran 2009
Suç işlemek / 25 Mayıs 2009
Cumalıkızık Köyü Turizm Ticaret A.Ş / 18 Mayıs 2009
Kredi Yurtlar Kurumu’nda enfes yemekler / 11 Mayıs 2009
Kızımın yanındaki kim? / 04 Mayıs 2009
23 Nisanda bendeniz / 27 Nisan 2009
Çok dalgalı Ergenekon / 20 Nisan 2009
Ali Babacan ve Kırk Haramiler / 13 Nisan 2009
Bursa’da Atatürk Heykeli Yok mu? / 06 Nisan 2009
Telekom’dan neden koptuk. / 30 Mart 2009
İlhan Aşkın ve İnanç Turizmi / 23 Mart 2009
Erken seçim şartları oluşuyor / 16 Mart 2009
Çakma AKP’liler! / 09 Mart 2009
Düşen Tekirdağ uçağının benzini mi bitti? / 02 Mart 2009
Bazı esnaflar da böyle kazıklıyor / 23 Şubat 2009
Başkan kim olacak? / 16 Şubat 2009
Hamas terörist örgüt mü? / 09 Şubat 2009
Bu öğrencilerden biri başbakan olursa / 02 Şubat 2009
Tünele girdik bir kere. / 26 Ocak 2009
Bülent Akarcalı'yla yaşadığım bir olay / 19 Ocak 2009
Kriz, işsizlik yarattı mı? / 12 Ocak 2009
İsrail ve Filistin aynı soydan değil mi? / 05 Ocak 2009
Aman doktor...Dikkat! / 29 Aralık 2008
Muhacır'ı millet sanan Başbakan / 22 Aralık 2008
Babam Mustafa Kaya... / 15 Aralık 2008
Canlı bombalar Meclis’te... / 01 Aralık 2008
Ekonomik krize çözüm arayışları / 24 Kasım 2008
Hey! Büyük dede'nin adı ne? / 17 Kasım 2008
Ekonomik çukurlar ve Türkiye / 10 Kasım 2008
DTP Milletvekili Ahmet Türk. / 03 Kasım 2008
Vali Bey'e teşekkür yazısı / 27 Ekim 2008
Valiliğin arabası / 20 Ekim 2008
Ne kriziymiş, başlarım krizine. / 14 Ekim 2008
Haftalık gazetelerin manşeti. / 29 Eylül 2008
Haftalık gazetelerin manşeti. / 29 Eylül 2008
Deniz Feneri nereye bakıyor? / 21 Eylül 2008
AK Parti Sakıncalı değil mi?! / 03 Ağustos 2008
Bayrağımız! / 27 Temmuz 2008
NATO ve Ergenekon / 20 Temmuz 2008
Hürriyet Gazetesi / 13 Temmuz 2008
AK Partinin sonu ne olacak? / 06 Temmuz 2008
Bursa Milletvekillerinin… / 22 Haziran 2008
Atatürk'ü sevmeyen türbanlı kadın!!! / 15 Haziran 2008
Ali Babacan ne yaptı! / 01 Haziran 2008
Bursa'da bir prenses / 25 Mayıs 2008
Eğitim sistemi / 18 Mayıs 2008
Satranç / 11 Mayıs 2008
Umut Oran kim? / 04 Mayıs 2008
Başbakan havuç yesin! / 27 Nisan 2008
Kadının sırtından sopayı... / 20 Nisan 2008
Hadi ya! / 13 Nisan 2008
Manzara böyle / 06 Nisan 2008
Cadı kazanı / 17 Mart 2008
Türk Askeri / 02 Mart 2008
Adı batasıca herif! / 23 Şubat 2008
Padişahım çok yaşa! / 10 Şubat 2008
Devlet’in türban anlayışı! / 03 Şubat 2008
Hayırdır inşallah! / 27 Ocak 2008
CHP=Muhalefet Partisi mi? / 16 Aralık 2007
Ekünemik bela geliyor. / 25 Kasım 2007
Otellerde bomba formu / 18 Kasım 2007
DTP’nin amacı ne? / 11 Kasım 2007
Kızım Martı Nazlı Kaya / 09 Kasım 2007
Apo’yu ne yapalım? / 01 Kasım 2007
Dostoyevski okumak / 21 Ekim 2007
Yeter artık / 18 Ekim 2007
Referandum ve terör / 11 Ekim 2007
Tünelin ucu Malezya mı –İran mı? / 08 Ekim 2007
Merhaba / 30 Eylül 2007
 
   
Ana Sayfa | Bursa'dan Haberler | Siyaset | Ekonomi | Politika | Dünya | Günün İçinden | Manset | Ozel Haber | Yazarlar | Arşiv