Dindarlık psikolojisi ile çevresine bakan birinin dünyayı “günah batağı” olarak gördüğünde “kurtuluş” startı vermesi; hukuka, ahlaka, insanlığa aykırı olarak yapıp ettiklerini “İslam” adına yaptığını iddia etmesi, gözaltına alındığında “Allahu Ekber!” diyerek tekbir getirmesi; “Biz suçluyuz; çünkü Müslüman’ız” demesi…olsa olsa bir psiko-dalga’dır.
Laikçilik psikolojisi ile çevresine bakan birinin dünyayı “Şeriat Geliyor” diye algılaması; “kurtuluş” startı vermesi; hukuka, ahlaka, insanlığa aykırı olarak yapıp ettiklerini “Atatürkçülük” adına yaptığını iddia etmesi, gözaltına alındığında “biz suçluyuz; çünkü Atatürkçüyüz” demesi…olsa olsa bir başka psiko-dalga’dır.
Bu iki psiko-dalga aktörü aynı kafadandır ve bunların kurduğu dünya ne İslam’dır ne de Atatürkçülük.
İslam ve/veya Atatürk’ü “nesne” ve “malzeme” yapmaya kalkanlara izin vermemeliyiz.
Psiko-dalga nedir?
Yeni bir kavram. Dalgalar halinde akıp giden psikoloji.Ya da insanla dalga geçen psikoloji. (Tabi bu benim literatüre kazandırmak için uydurduğum bir kavram!)
Ergenekon “dalga”sı ile psiko-dalga arasında bir de “dalga” geçenler var. Bu aradaki dalgaları muhalefet geçiyor: “Gündem saptırılmak isteniyor”; “rejim değişiyor”, “hukuka aykırı tutuklamalar bunlar”….
Bunların hepsi tipik siyaset üzere konuşmalar.
Rektör dediğin bilim adamı penceresinden bakarsan saygın bir makam. Fakat devlet işleyişi açısından bakarsan sadece bir “memur”.
Bu memurların konuşmalarına bir bakın: hükümeti tehdit etmelerini, başbakana hakaret etmelerini, kanal kanal gezip bir siyasi parti lideri gibi her konuda ve neredeyse okullarına uğramayı unutacak kadar şehir şehir gezip muhalefet mitingleri düzenlemelerini bir hatırlayın.
Bunun savunulabilir bir tarafı var mı, olabilir mi ? Bunlar üzücü şeyler.
Peki Ergenekon davasında yapılıp edilenler ne kadar doğru?
Tabi ki doğru olmayan bir çok taraf var. Ama bu bir hukuk ve usul tartışması. Yapılmalı da.
Her şey bir tarafa; Bir memur kendini ne zaman “devlet” olarak görebilme cüretine kavuşur! Devlet olduğunu iddia eden memurlar ne zamandan beri devlet oldu!
Yoksa “Dalga” mı geçiyoruz!
Devlet dalgayı affetmez. Halk da kendisiyle dalga geçilmesine izin vermez. Dava budur.