Bugünlerde iki “deniz” feneri etrafında fırtınalar kopuyor: Biri Deniz Feneri diğeri de ana muhalefet partisi başkanı Deniz bey…
Biri yardım gemileri karaya oturacak, çünkü din, vicdan istismarı var diye tempo tutuyor; Diğeri de ana muhalefetin siyaset ve ve istikrar içindeki ülkeyi karaya oturtacak şekilde fener tuttuğu iddiası var… Bu yazımız bu tartışmadan uzak duracak ve başka gemilere fener tutacak…
Fakirlik içinde yüzen insanlara fener tutan yardım kuruluşları var. Paranın özellikle de büyük rakamların döndüğü her yerde ve her işte suistimal edenin çıkma potansiyeli vardır. Önemli olan en ufak işarette derneğin hukuku işletmesi ve ön ayak olması. Bakalım hukuk ne diyecek diye beklemek doğru değil.Deniz feneri kendi elleriyle feneri ışığını azaltmış olur: Eğer Türkiye’deki ayakta ön ayak olup herkesten daha fazla hukukun önünü açmazsa; fakirlerin gözlerindeki ışığı kaybetme vebali taşır.
Peki ülkenin geleceğine fenerlik görevi yapan siyasi kurumların, yani partilerin hukuk duyarlılığı ne olacak? Vatandaşın gözündeki ışık ne olacak?
Feneri sahipleri rant peşinde deyip; feneri yakıp yıkmak mı doğru olan? Gemiler karaya oturursa ne olacak? Batan geminin malları bunlar diyecek piyasacılara imkan mı verilecek? Yoksa bir ali Cengiz oyunumu var? Feneri söndür ki; gemi karaya otursun ve geminin malları yağmalansın!...
Konuşmalıyız? Batan geminin mallarına kim talip?...Devam edeceğiz.