Untitled Document
 
8 Eylül 2010 Çarsamba Anasayfam Yap | Favorilere Ekle | İletişim  
Untitled Document
Untitled Document
Ana Sayfa
Bursa'dan Haberler
Siyaset
Ekonomi
Politika
Dünya
Günün İçinden
Manset
Ozel Haber
Yazarlar
Arşiv
Kunye
Untitled Document
Mehmet Ali EKMEKÇİ
   
Artık güldürmeden korkutuyoruz

Türk sinemasında neler değişti neler. Aslına bakarsanız artık kendimizi, dünyaya güldürmüyoruz. Teknoloji anlamında yani. Artık dünyanın en komik filmleri sıralamasında yer almıyoruz. Buna karşın geçmişimizle ilgili öz eleştiri yapmamız gereken noktalarda hiçbir zaman gocunmadık. Dünyayı Kurtaran Adam da, Şeytan da, Badi de, Uzay Yolu da bizim öz be öz taklit filmlerimiz.

Türk sinema tarihi gerçekten çok önemli konular barındırıyor. Ancak benim anlatmak istediğim Türk sinemasının korku filmlerinde geldiği nokta.

Geçtiğimiz hafta tüm zamanların en ürkütücü korku filmi seçilen Şeytan(The Exorcist)’ın yerlisi olan Türk işi Şeytan çekildiği yıllarda, teknik altyapı yetersizliği ve taklit senaryosuyla, kendimizi dünyaya epey bir güldürmüştük. Amerika’nın teknolojik açıdan çıkaramadıkları ses kalmadığı günlerde, Türk filmleri izleyiciye, seslendirme yapan kişinin ağzından çıkan ‘hööö’ sesiyle korku efekti sunabiliyordu. Kapı kapanma efektleri ise bambaşkaydı. Avrupa ve Amerika farklı teknikler kullanırken, Türk sinemasında yine ağız ön plandaydı.(fışşşşt)


Bunca olumsuzluğa rağmen kült filmler kategorisine bir sürü filmimizi koymayı başardık. Türk filmlerini külliyen kenara atmak doğru olmaz. Çünkü nice ders çıkarılacak Türk filmi var.

Konumuza dönecek olursak, Türk işi Şeytan’lı dönemleri çok fazlasıyla geride bıraktık. Özellikle son yıllarda Türk Sineması’nda korku işi ciddiye alınmaya başladı. Taylan Biraderler’in çektiği ‘Okul’ filmi, hem dijital efekt anlamında önemli bir yere sahip oldu, hem de korku filminin çekim aşamasıyla değil montajla kotarılabileceğinin de kanıtı…

Ancak bu noktada ince bir ayrıntı var. Malum “Şeytan ayrıntıda gizlidir”. Söze böyle başlamamın nedeni son dönemde kurgulanan çoğu korku filmin din temalı olması. Mesela “Dabbe” veya “ Araf”.ve son olarak Cuma günü vizyona girecek olan “ Musallat”. Üç filmin ortak özelliği, izleyiciyi dini unsurlarla korkutması. Bu açıdan başarılı olmadıklarını söylemek yanlış olur.

Geldiğimiz nokta şu: Türk sineması artık korkutmayı daha iyi başarıyor. Teknolojik olaylar mıi ağır basıyor yoksa özgün senaryolar mı bilmem. Belki de son dönemlerde bu filmlerle bizi korkutmayı başaran şey Allah korkusudur.

 


 

 
 
 
 

 

 
Untitled Document
 
14 Kasım 2007 Arkadaşına Gönder  l  Geri  l  Yazdır  l  Sayfa Başı
 
DİĞER YAZILAR
Ankara’nın taşına bak… / 07 Kasım 2009
6’nı üstüne getirdik… / 25 Ekim 2009
Bugün bayram, erken kalkın çocuklar / 20 Eylül 2009
Bursa’da işler iyi mi gidiyor / 09 Eylül 2009
Organize işler… / 28 Ağustos 2009
Fiyasko rafa kalktı / 11 Ağustos 2009
Bodrum Bodrum / 25 Temmuz 2009
Aşkın rengi Kubat’ın sesi / 28 Haziran 2009
Tek’bilek’in hakkıyla / 21 Haziran 2009
Mckennitt ve edep… / 16 Haziran 2009
İnsanlık henüz ölmemiş / 11 Haziran 2009
Yıldızımız parlasın! / 03 Haziran 2009
Teşekkürler çocuklar / 25 Mayıs 2009
Sözüm meclisten dışarı… / 05 Mayıs 2009
Atatürkçü komşuma sevgilerimle… / 02 Mayıs 2009
Örovizyonumuz genişlesin inşallah!!! / 28 Nisan 2009
Her horoz kendi çöplüğünde öter / 27 Nisan 2009
Nisanlık kayboluyor / 26 Nisan 2009
Başkanlar koltukları kaptırdı / 23 Nisan 2009
‘Zafer’e seninle ulaştık hocam!!! / 15 Nisan 2009
Gözümüz kardeş görmedi / 12 Nisan 2009
Meşhur olmanın dayanılmaz hafifliği / 24 Mart 2009
Ne olduğunu anlamadan!!! / 21 Mart 2009
Bel altıya penaltı / 17 Mart 2009
Avsar sert kayaya ‘Lost’ladı / 10 Mart 2009
Üzerine yatmak!!! / 02 Mart 2009
‘Kart’laştık / 24 Şubat 2009
Timsah’ı Yıldırım çarptı / 16 Şubat 2009
Belediye cezayı yedi / 26 Ocak 2009
Cüzdana sığmayan hesap / 13 Ocak 2009
Hayatın rolüne kapılmak / 06 Ocak 2009
Kültürel dejenerasyon / 30 Aralık 2008
Sinir ‘krizi’ / 23 Aralık 2008
Bayram sinemalara geldi / 16 Aralık 2008
İyi bayramlar / 08 Aralık 2008
Yumurtadan Gürses çıktı / 30 Kasım 2008
Seviyeli ilişki / 25 Kasım 2008
Yemekte(mi)yiz !!! / 23 Kasım 2008
İpek Yolu’nun kestirme yolu / 18 Kasım 2008
Dişi ve kuyruk / 11 Kasım 2008
İstanbul mu hadi canım / 28 Ekim 2008
Ratinge Var mısın Yok musun? / 21 Ekim 2008
Karaciç yakalandı / 07 Ağustos 2008
Floransa’dan Kürkçü dükkanına / 27 Temmuz 2008
Ben de isTERİM / 18 Haziran 2008
Ben de isTERİM / 17 Haziran 2008
Transfer politikası / 21 Mayıs 2008
İhtiyar heyetini seneye eleştirmek / 07 Mayıs 2008
İki ters bir düz / 30 Nisan 2008
Ulusal takım Chelsea / 09 Nisan 2008
Bir yanlış bir doğruyu götürür mü? / 07 Nisan 2008
Markalaşma yolunda / 01 Nisan 2008
TRT’de extreme olmak / 26 Şubat 2008
Ağlatan Melek / 21 Kasım 2007
Artık güldürmeden korkutuyoruz / 14 Kasım 2007
Oslo’da son tango / 13 Kasım 2007
Balo’dan geriye kalanlar / 31 Ekim 2007
Filme sansür, işkenceye devam / 24 Ekim 2007
Çıktık açık alınla / 23 Ekim 2007
MoldOVA değil Yunan Adası / 16 Ekim 2007
Küresel ısınırken, Atilla İlhan olmak / 10 Ekim 2007
HOBİ DEĞİL LOBİ / 09 Ekim 2007
Yasaklar / 03 Ekim 2007
TUMevarım / 26 Eylül 2007
KONYA’6’ PLAJI / 20 Eylül 2007
BREZİLYA HAFTASI / 29 Ağustos 2007
Pirinç tarlasında kürek çekmek… / 22 Ağustos 2007
Timsah aşkına / 15 Ağustos 2007
 
   
Ana Sayfa | Bursa'dan Haberler | Siyaset | Ekonomi | Politika | Dünya | Günün İçinden | Manset | Ozel Haber | Yazarlar | Arşiv