Untitled Document
 
8 Eylül 2010 Çarsamba Anasayfam Yap | Favorilere Ekle | İletişim  
Untitled Document
Untitled Document
Ana Sayfa
Bursa'dan Haberler
Siyaset
Ekonomi
Politika
Dünya
Günün İçinden
Manset
Ozel Haber
Yazarlar
Arşiv
Kunye
Untitled Document
Mehmet Ali EKMEKÇİ
   
Mckennitt ve edep…


Uluslararası Bursa Festivalimizin ender yabancı şarkıcılarından birisi olan Mckennitt’i Açıkhava’yı sesi, yorumu ve saz arkadaşlarıyla adeta inletti. 2 saate yakın süren konserde dinleyenler müthiş bir müzik ziyafetine ortak olmanın keyfini yaşadı…

Bu zamana kadar katıldığım organizasyonlardaki en ilginç durumu önceki akşam yaşadım. Kanadalı yıldız ve arkadaşları inanılmaz bir performans sergiledi. Dikkatimi çeken en önemli olgu ise, çoğu orkestra sanatçısının birden fazla enstrümanı çalabilmesiydi. Başta Mckennitt olmak üzere, herkes farklı kimliklere bürünebiliyordu. Kanadalı yıldız arp ile başladığı gecede org, piyano ve akerdeondan farklı tınılar sundu. Arkadaşları da öyle… Bir bakmışsınız davul var, bir anda darbuka çalmaya başlamış, bir yanda kemençe, ardından ut, zil vs vs… Tam bir orkestra olmuşlar… Bence dahası var…
Birden fazla orkestra olmuşlar hatta…

Konserin geç başlaması bazı seyircileri kızdırmış olacak ki, alkış ile protesto sesleri yükseldi saat 21:30 civarında… Sanki sanatçılar da bu anı bekliyormuşçasına sahneye çıkmaları ise ilginç bir tesadüf olarak gecenin notları arasındaki yerini aldı. Belki geç oldu ama güç olmaması, gecenin renkli geçmesi ise büyük önem taşıyor aslında…

Enfes bir giriş şarkısıyla konsere başlayan ekip, büyük alkış aldı. Bursa sonuçta kültür sanat etkinliklerinde Açıkhava Tiyatrosu’na akın eden, sanata ve sanatçıya sahip çıkan bir yapıya sahip bir şehir… Loreena Mckennit’in şarkıların arasında anlattığı İngilizce hikayeler, bazıları için sıkıcı bir ana dönüşürken, bazıları için de tebessüm ve hatta kahkahalı anlara imza attı. Zira İngilizce bilenler şarkıların öykülerini, Türkiye’ye olan övgüleri kavrayabildi…

Ancak uzun zamandır rast gelmediğim bir de olumsuz örnek yaşadık Açıkhava’da… Hava konser izlemeye son derece müsait, müzikler ruhun derinliklerini okşuyorken, bir anda insan silsilesini geçmeye başladı önümüzden… Hem içeri girenler vardı, hem de dışarı çıkanlar…
Müzik resitali bir anda otobüs garına dönüşmüştü…

Tiyatrolarda bir kural vardır… Oyun başladıktan sonra kimse içeri giremez… Çoğunlukla da oyun bitene kadar kimse salonu veya mekanı terk etmez… Çünkü o mekanda aksiyon olacaksa o sadece sahnede gerçekleşir… Bunun dışında gerçekleşen tüm hareketler, sahne üzerinde sanatını icra eden kişinin dikkatini bozar hatta motivasyonunu düşürür… Kaldı ki, sahnede gerçekten önemli bir grup ciddi performans ve emek gerektiren bir işe imza atıyorken, onların önünden geçmek sahne edebine aykırıdır.

Başbakan Erdoğan’ın söyleminden yola çıkarak alevlenen ‘edep’ tartışmasına bizler de yeni bir boyut kazandırmış olduk böylece. Tiyatro veya konser salonlarında sanatçıların önünden geçip gitmek AKP veya AK Parti tartışmasından daha önemlidir bence…

Elbette bu anlattıklarım yaşadığımız muhteşem gecenin tadını kaçıracak boyutta olmadı. Yine de ayağımıza batan kıymıkları ayıklamak için en azından bir girişimde bulunmak önemlidir…

Gecenin en komik anını ise sona saklamak istedim… Koltuğumuza kurulup, konserin başlamasını beklerken, enteresan bir insan sirkülasyonu yaşandı çevremizde. Vızır vızır geçen insanlar sol tarafımızda oturan beyefendiyi ya tek başına ya da birlikte fotoğraflama uğraşı içindeydi…

Bir yandan umursamaz davranıp, bir yandan da meraklı gözlerle izlemek gerçekten zor bir gece yaşatacaktı bize. Fotoğraf çektiren kişiler de hiç ipucu vermedi son dakikaya kadar…

Cesaretimi toplayıp tam sorma girişiminde bulunacaktım ki, son gelen fanatik hayran işin rengini belli etti.

Meğer tam 20 dakikadır yan yana oturduğumuz kişi Kurtlar Vadisi dizisinin sevilen karakteri Hüsnü’yü oynayan Adnan Erdoğan’mış… Diziyi takip ettiğim halde özür dileyerek kirli sakalından dolayı tanıyamadığımı kendisine ifade ettim.
Biraz önce aktardığım gibi konserin gecikmesi Adnan Bey’le farklı bir diyaloga imza atmamıza da neden oldu.

-Hüsnü Bey, Polat’ı da çağırsanız da duruma bir el atsanız
- Rica ederim… Bari bu işe bizi bulaştırmayın…

 


 

 
 
 
 

 

 
Untitled Document
 
16 Haziran 2009 Arkadaşına Gönder  l  Geri  l  Yazdır  l  Sayfa Başı
 
DİĞER YAZILAR
Ankara’nın taşına bak… / 07 Kasım 2009
6’nı üstüne getirdik… / 25 Ekim 2009
Bugün bayram, erken kalkın çocuklar / 20 Eylül 2009
Bursa’da işler iyi mi gidiyor / 09 Eylül 2009
Organize işler… / 28 Ağustos 2009
Fiyasko rafa kalktı / 11 Ağustos 2009
Bodrum Bodrum / 25 Temmuz 2009
Aşkın rengi Kubat’ın sesi / 28 Haziran 2009
Tek’bilek’in hakkıyla / 21 Haziran 2009
Mckennitt ve edep… / 16 Haziran 2009
İnsanlık henüz ölmemiş / 11 Haziran 2009
Yıldızımız parlasın! / 03 Haziran 2009
Teşekkürler çocuklar / 25 Mayıs 2009
Sözüm meclisten dışarı… / 05 Mayıs 2009
Atatürkçü komşuma sevgilerimle… / 02 Mayıs 2009
Örovizyonumuz genişlesin inşallah!!! / 28 Nisan 2009
Her horoz kendi çöplüğünde öter / 27 Nisan 2009
Nisanlık kayboluyor / 26 Nisan 2009
Başkanlar koltukları kaptırdı / 23 Nisan 2009
‘Zafer’e seninle ulaştık hocam!!! / 15 Nisan 2009
Gözümüz kardeş görmedi / 12 Nisan 2009
Meşhur olmanın dayanılmaz hafifliği / 24 Mart 2009
Ne olduğunu anlamadan!!! / 21 Mart 2009
Bel altıya penaltı / 17 Mart 2009
Avsar sert kayaya ‘Lost’ladı / 10 Mart 2009
Üzerine yatmak!!! / 02 Mart 2009
‘Kart’laştık / 24 Şubat 2009
Timsah’ı Yıldırım çarptı / 16 Şubat 2009
Belediye cezayı yedi / 26 Ocak 2009
Cüzdana sığmayan hesap / 13 Ocak 2009
Hayatın rolüne kapılmak / 06 Ocak 2009
Kültürel dejenerasyon / 30 Aralık 2008
Sinir ‘krizi’ / 23 Aralık 2008
Bayram sinemalara geldi / 16 Aralık 2008
İyi bayramlar / 08 Aralık 2008
Yumurtadan Gürses çıktı / 30 Kasım 2008
Seviyeli ilişki / 25 Kasım 2008
Yemekte(mi)yiz !!! / 23 Kasım 2008
İpek Yolu’nun kestirme yolu / 18 Kasım 2008
Dişi ve kuyruk / 11 Kasım 2008
İstanbul mu hadi canım / 28 Ekim 2008
Ratinge Var mısın Yok musun? / 21 Ekim 2008
Karaciç yakalandı / 07 Ağustos 2008
Floransa’dan Kürkçü dükkanına / 27 Temmuz 2008
Ben de isTERİM / 18 Haziran 2008
Ben de isTERİM / 17 Haziran 2008
Transfer politikası / 21 Mayıs 2008
İhtiyar heyetini seneye eleştirmek / 07 Mayıs 2008
İki ters bir düz / 30 Nisan 2008
Ulusal takım Chelsea / 09 Nisan 2008
Bir yanlış bir doğruyu götürür mü? / 07 Nisan 2008
Markalaşma yolunda / 01 Nisan 2008
TRT’de extreme olmak / 26 Şubat 2008
Ağlatan Melek / 21 Kasım 2007
Artık güldürmeden korkutuyoruz / 14 Kasım 2007
Oslo’da son tango / 13 Kasım 2007
Balo’dan geriye kalanlar / 31 Ekim 2007
Filme sansür, işkenceye devam / 24 Ekim 2007
Çıktık açık alınla / 23 Ekim 2007
MoldOVA değil Yunan Adası / 16 Ekim 2007
Küresel ısınırken, Atilla İlhan olmak / 10 Ekim 2007
HOBİ DEĞİL LOBİ / 09 Ekim 2007
Yasaklar / 03 Ekim 2007
TUMevarım / 26 Eylül 2007
KONYA’6’ PLAJI / 20 Eylül 2007
BREZİLYA HAFTASI / 29 Ağustos 2007
Pirinç tarlasında kürek çekmek… / 22 Ağustos 2007
Timsah aşkına / 15 Ağustos 2007
 
   
Ana Sayfa | Bursa'dan Haberler | Siyaset | Ekonomi | Politika | Dünya | Günün İçinden | Manset | Ozel Haber | Yazarlar | Arşiv